KAPİTALİZM YIKILIYOR MU!
ABD´de bir kısım halk, sadece ABD´nin değil tüm kapitalist dünyanın ana finans merkezi olan WalI Street önünde gösteri yaparak, kapitalist sistemi, gelir ve servet dağılımı bozukluklarını ve ultra milyoner finans baronlarını protesto ediyor.
ABD’de bir kısım halk, sadece ABD’nin değil tüm kapitalist dünyanın ana finans merkezi olan WalI Street önünde gösteri yaparak, kapitalist sistemi, gelir ve servet dağılımı bozukluklarını ve ultra milyoner finans baronlarını protesto ediyor. Bu gösteriler zaten epeydir Yunanistan’da sahnede idi. Bazı AB ülkelerinde de benzer gösteriler yapılmaya başladı. Acaba kapitalizm bu gösterilerden ciddi yara alır mı, ya da acaba kapitalizmin sonu mu geliyor! Bu soruların yanıtı hem olumlu hem de olumsuzdur. Gösteriler olumludur, zira bu gösteriler kapitalizmin artık net bir şekilde açığa çıkmış olan sorunlarının anlaşıldığına ve sona doğru gidildiğine dair bir göstergesidir. Bu konuda en ufak bir kuşku söz konusu olamaz. Ancak diğer yanıt olumsuzdur, çünkü bu gösteriler bu hali ile ve bu konjonktürde kapitalizmi devirmeye, maalesef, yetmeyecektir.
Bir defa, halk dalkavukluğuna hiç sığınmadan, fakat halkı da küçümsemeden, günümüzün yoğun medya ve sistemin sair ideolojik üst-yapı kurumlarının baskısı altında oluşan topluluk bilincine fazla bel bağlamanın doğru olmayacağı kanaatini taşımaktayım. Her konuda ve her zaman halka güvenmenin gerekli olduğunu ileri sürenler, günümüzün yoğun medya baskısı ve ampulün ışığında aydın geçinenlerce aldatılmış halkın denetlenmiş biçimde tepki vereceğine emin olan halk düşmanlarıdır.
Bu saptamayı yaptıktan sonra gelel im ABD’deki gösterilere. Halk neden şimdiye kadar uyudu da, şimdi evleri ellerinden gittiğinde, biriktirdikleri sosyal fonları eridiğinde ve kriz ertesinde devletin giriştiği kurtarma operasyonundan aslan payını finans baronlarının aldığını gördüğünde ayağa kalktı? Böyle bir hareketi bilinçli ve ileriye yönelik planlı olarak kabul etmek mümkün müdür! Sürecin böyle gelişmesinde halkın bir suçu yoktur; çünkü bütün süreci halk görmez; daha doğrusu sistemin sadık yardakçıları sistemin gerçek yüzünü halka açık etmezler. Hal böyle olunca, süreci anlayamayan halk, ancak bıçak kemiğe dayandığında uyanır ve bıçağı yöneteni değil, bıçağa saldırır. Böylesi saptırılmış saldırıdan sistem fazla rahatsız olmayacağı gibi, bunu kendi çıkarı yönünde kullanır.
Ayağa kalkan halk niçin kendisini uyarmayan, sistemin işleyişini kendisine yorumlamayan akademiye veya aydınlara çatmadı da, sistemin en uç noktasına gözünü dikti? Daha da önemlisi, ayağa kalkanlar neden doğrudan kapitalist sisteme değil de finans parazitlerine yüklendi? Bunun yanıtı da, finans parazitlerinin arkasında saklanan sistemin kendisini koruduğu, daha doğrusu sistemi yorumlamaya ve işleyişi göstermeye muktedir akademi ve aydınlar çevresinin sistemi geçmişte olduğu gibi şimdi de koruduğu gerçeği yatmaktadır. Bu gruplar sistemin koruyucu ideolojik üst-yapı dokularıdır.
Derin bir kriz, halk yığınlarının perişanlığı ve nihayet bazı grupların ayağa kalkışı karşısında dünyanın o anlı şanlı üniversitelerinden ses ve soluk var mı? Hayır, hiçbir ses yok ve olamaz da. Çünkü aynen Türkiye’deki üniversitelerde de görüldüğü üzere, üniversiteler "yansız bilim yapar" aldatmacası ile uslu uslu yerinde oturur. Çünkü üniversiteler de sistemin ideolojik üstyapı kurumlarıdır. Her üniversitenin bir siyasî liderle açılış programı uygulaması sistemin ve siyasetin zaferidir, ama üniversitenin yüz karasıdır!
Ezilen halkların yanlış yönlen(dir)me ile VValI Street olgusuna karşı çıkması sistemin işine gelmektedir. Sistemin başat yöneticileri ayağa kalkan halk yığınlarını kullanarak, sistemde bazı makyajlar yaparak hem demokratik görüntü kazanır, hem de gösterileri kanalize etmiş olabilir. Örneğin, son krizin tetikleyicisi olarak görülen ve gösterilen finans kesimine biraz gem vurmak için göstericilerin kalkışı rahatlıkla kullanılabilir. Böylece finans parazitleri biraz hizaya sokularak önemli bir zaman da kazanılabilir.
Kapitalizmin önünde hâlâ nefes alabileceği bir süre var. Koskoca Afrika ve bizler gibi çevresel ekonomiler giderek sıkışan ve sıkıştıkça kuduran kapitalizme hizmete hazır dokulardır. Kuzey Afrika ülkelerindeki demokratik kalkışlart!), bir hayvan gibi Kaddafi’nin katledilişi, herhalde uluslararası siyaset açısından yaygın algılamalardan daha farklı yorumlanmaya muhtaç vahim olaylardır. İktidar döneminde çadırına eğilerek giren Batının sahtekar liderleri nasıl oldu da 42 yıldan sonra Kaddafi’yi despot ilan etti de, kendi halkına sokakta boğazlattı. Olay kahramanı kesinlikle farklı olmakla beraber, aynı filmi Şili’de halkına hizmet eden Allende’nin bizzat kendi halkı tarafından öldürülmesinde de görmedik mi? Allende’nin ne haddine, bakır madenlerinden ABD’yi kovma saygısızlığını(?) göstermesi! Emperyalizm bunun faturasını bir şekilde ödettirecek idi! Günümüzde var olan "dolar alanı" ve "euro alanı" yetmedi mi de, Kaddafi liderliğinde bir de "Batı Afrika Para Birliği" oluşturulmaya çalışıldı? Saygıdeğer emperyal ist güçlere karşı kendini bilmez bir devletler topluluğunun bu ne cüretidir! Yeni para birliğinin dolara gücü yetmese de euro alanını daraltırsa, bu durum Fransa ve İtalya’nın işine gelir mi? Kapitalizm, genişleme alanını tehdit eden engellerin tümünü yıkmadan ve son kertede tüm genişleme alanını tüketmeden pek yerinden kıpırdayacağa benzemiyor. Tabii, kapitalistler arasında günümüzde ekonomik ilişkiler ortamında yaşanan Üçüncü Paylaşım Savaşı, gerçek çatışmaya dönerse işler değişiyor olabilir!